Turşunun Tarihi
Kültür Bakanlığının hazırladığı siteden alınan bilgiler doğrultusunda bu bilgilere ulaşılmıştır.
Türklerin Anadolu'ya gelişi ile birlikte mutfak anlayışlarında önemli değişiklikler olduğu bir çok uzman
tarafından kabul edilmekte. Bazı kaynaklarda Türklerin Orta Asya'da birkaç çeşit sebze ile yetindiği
belirtilirken, yeni yurt Anadolu özellikle bu açıdan son derece zengindir. Klasik bir menü olarak
pilav, yahni ve ekmeklerden oluşan bir sofra kurulur, hatırlı konuklar olduğunda da sofra zerde
ve turşu ile zenginleştirilirdi.
Osmanlı İmparatorluğu'nun yeme-içme açısından belli bir olgunluğu kazanması, İstanbul'un fethi
ile başlar. Özellikle İmparatorluk zamanında turşu sofraların vazgeçilmez lezzeti olur.
Kilerlerde turşu küpleri mevcuttur. Hatta bu işler için özellikle tutulan mutfak personeli
bile vardır. Turşu padişah sofralarından yerel halkın sofralarına kadar her daim yemekleri
süsler.
Geleneksel Türk mutfağında yapılan yemek çeşitleri ilk kez 1844 yılında Mehmet Kamil
tarafından Melceü't-tabbâhin adıyla basılan yemek kitabında bir arada görülmektedir.
Sayfa kenarlarında turşu, salata ve tarator tarifleri yer almaktadır.
Diğer bir yemek kitabı da XVIII. Yüzyılda M.Nejat Sefercioğlu tarafından hazırlanmış
"Yemek Risalesi" dir. Türk mutfağında yapılan pek çok yemek tarifi yanında tatlı, turşu
çeşitleri de verilmiştir.
Türkiye'de turşunun ilk defa nerede ve nasıl yapıldığı pek fazla bilinmemesine
rağmen, daha çok bizlere özgü olan bu lezzetin geçmişten beri sofralarımızı süslediği malumdur.